Ardından
uygar ve medeni bir dünyada söz
sahibi olabilmek adına devrimleri gerçekleştirmiştir. Bu devrimlerle eğitim, kültür, sanat, sağlık ve ekonomi gibi
alanlarda yenilikler getirmiştir.
Cumhuriyet, Mustafa Kemal ATATÜRK’ün düşündüğü çağdaş, medeni, güçlü ve dünyada
sözü geçen bir ülke olabilmenin ilk ve tartışmasız adımı olarak verdiği
karardı.
Çünkü,
teklifi üzerine TBMM tarafından “Yaşasın Cumhuriyet” sesleri arasında kabul
edilen cumhuriyet sonrası Cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıktığında, “Artık Görevimi Tamamladım” düşüncesine
kapılmamış, Türkiye’nin her alanda ilerlemesi adına girişimlerde bulunmuştur.
Yapılan
çalışmalar sonuçlandıkça, yeni bir Medeni Kanun, Ceza Kanunu ve 1 Kasım 1928’de
kabul edilen Yeni Türk Alfabesi’nin kabulu ve Arapça’nın yerine geçmesi,
sonrasında da “Laiklik”in Anayasa’ya girmesi ve diğer devrimlerin peş peşe
yapılması ile cumhuriyetimizin sarsılmaz temelleri atılmıştır.
Mustafa
Kemal ATATÜRK, yalnızca savaş meydanlarındaki dehası değil, Cumhuriyet öncesi
ve sonrası gösterdiği devlet adamı misyonu ile de tarihe iz bırakmış ender
liderlerden biridir. Ekonomiden sosyal gelişmeye, sanayiden bankacılığa,
tarımdan milli birliğin sağlanmasına, attığı her adım, çağdaş bir Türkiye
Cumhuriyeti adına olmuştur.
Çağdaşlığın,
öncelikle eğitim ve kültürle hatta sanatla ne kadar ayrılmaz bir bütün olduğunu
çok iyi biliyordu ve bu alanda da sayılamayacak kadar çok yeniliği ulusun
hizmetine sunmaktan bir gün dahi geri durmadı. Cumhuriyetin genç kuşakları
aydın, bağımsız ve hürriyetin kıymetini çok iyi bilen öğretmenler tarafından
yetiştirilmeliydiler ve öyle yaptı.
Akıllarımıza
bir nasihat gibi kazınmış olan 10. Yıl nutkunda söyledikleri adeta bu ulus için
yaptıklarının ve yapılması gerekenlerin bir düsturu ya da özeti gibidir.
Nutkunun başında, “Az zamanda çok büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli
Türk kahramalığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Buradaki
muaffakiyeti Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak,
azimkare yürüyüşüne borçluyuz,” derken, son bölümünde de, “Türk milleti
çalışkandır, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti, milli birlik ve
beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü, Türk milletinin
yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu
meşale müspet ilimdir. Şunu da ehemmiyetle tebaruz ettirmeliyim ki, yüksek bir
insan cemiyeti olan Türk milletinin tarihi vasfı da, güzel sanatları sevmek ve
onda yükselmektir,” diyerek seslenmiştir ulusuna.
Atatürk’ten
bizlere ve sonsuza dek miras kalan cumhuriyet bir fazilettir. Türk insanı da
yüce değerlerin tümüne sahip çıkmalıdır ve çıkacaktır. Bu nedenle
cumhuriyetimizi çok seviyoruz.
Cumhuriyet
bize çağdaşlık ve uygarlık, kültür ile bilimin bütünleştiği ve sanatın önem
kazandığı bir anlayış kazandırmıştır. Bu nedenle cumhuriyetimizi çok seviyoruz.
Cumhuriyet
dediğimiz bu yüce eser, Atamızın önderliğinde binlerce şehit ve gazinin canı ve
kanı ile hayata geçebilmiştir. Bizi ayakta tutan laik, demokratik ve tek bayrak
altında yaşama özgürlüğümüzün iç ve dış düşmanlar tarafından
yıpratılmasına asla izin vermemeliyiz.
Bunun için
de, çağdaş eğitim sisteminden en iyi şekilde yararlanmış, kendini yüksek kültür
ve sanat anlayışıyla yeterince donatmış, aklını ve yüreğini ülkesinin ve
halkının hayrına kullanmak üzere bilemiş olan gençliğimize büyük görev düşüyor.
Yaşasın Cumhuriyet…
Yaşasın Cumhuriyet…
Cumhuriyet
Bayramınız Kutlu Olsun…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder